Toz Kolajen

Toz kolajen , vücudumuzun bağ dokusunu oluşturan kolajenin ticari satış şekillerinden biridir. Kolajen, kemik, kıkırdak ve deri gibi bağ dokuları bağlayıcı temel bir maddedir. Toz kolajen takviyesi gibi dışarıdan alınan kolajen takviyeleri ile egzersiz kaynaklı ihtiyaçların karşılanması ve yaşlanmanın etkisinin azalması amaçlanır. Bu amaçla düzenli olarak alınan kolajen takviyelerinin etkinliğini destekleyen bilimsel araştırmalar mevcuttur. Bu araştırmalarda kolajen takviyelerinin cildin elastikiyetini, nemini ve dermal kolajen yoğunluğunu arttırdığı tespit edilmiştir.

Kolajen zaman içerisinde azalmaya başlayan bir maddedir. Esasen 20’li yaşlarda yavaş yavaş vücudumuzdaki miktarı gittikçe azalmaya başlar. Bu oran 40 yaşından sonra %1 azalma olarak devam eder. Kişi 80 yaşına geldiğinde ise kolajen üretimi genç bir kişinin üretiminden  %75 kadar daha azdır. Bu süreçte toz kolajen takviyesi kullanarak vücuda dışarıdan kolajen verilebilir ve bu sayede bu azalmanın belli düzeyde önüne geçilebilir.

Toz Kolajen Neden Avantajlıdır?

Kolajenin farklı ticari formları arasında toz kolajenin bazı avantajları onu öne çıkartır. Toz formdaki kolajende bozulma riski yoktur çünkü hemen hazırlanıp tüketilebilir. Hazır halde beklemesine gerek olmaması toz kolajen kullanımı açısından avantajlıdır.

Toz kolajenin bir diğer avantajı da yutma zorluğuna neden olmamasıdır. Kolaylıkla smoothie, su, ayran gibi içeceklere karıştırılarak tüketilebilir. Böylece bir takviye dahi kullandığınızı fark etmeden rahatlıkla tüketebilirsiniz.

Toz Kolajen Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Toz kolajen seçerken dikkat etmeniz gereken bazı hususlar vardır. Bu hususlarda özenli davranarak en kaliteli kolajeni tüketebilirsiniz. Toz kolajen seçerken; kolajenin tipi, kaynağı, tadı, alerjen riski ve yan etkileri dikkate alınmalıdır.

Tip: Öncelikle kolajenin farklı türleri arasında doğru seçim yapmalısınız. Bu türler arasında Tip 1 ve Tip 2 kolajen cilt elastikiyetini arttırmak ve yaşlanmanın etkilerine karşı cildi yenilemek için kullanılır. Eğer cilt bakımı ve anti-aging etkileri için toz kolajen takviyeleri kullanmak istiyor iseniz bu iki tipi seçebilirsiniz.

Kaynak: Kolajen, birçok farklı canlıdan elde edilebilir. Sığır eti, yumurta kabuğu, deniz ürünleri ve domuz eti ticari olarak piyasaya sunulan farklı kolajen kaynakları arasında bulunmaktadır. Bazı bilimsel araştırmalar yumurta kabuğunda yeterli miktarda kolajen bulunmadığını gösterdiği için kaynağı yumurta kabuğu olan takviyeleri tercih etmemeniz yararınıza olacaktır. Bu nedenle sığır eti veya deniz ürünleri gibi kaynaklardan elde edilen toz kolajen takviyelerinden fayda görebilirsiniz.

Tat: Toz kolajen takviyelerinde tat önemsiz bir unsur olarak görülebilir ancak kullanım şekliniz baz alındığında toz kolajen takviyelerinin tadı da önem arz eder. Bazılarının tadı yoktur fakat bazılarının farklı tatları olabilir. Eğer doğrudan suya katarak tüketecek iseniz tadını yoğun olarak hissedeceğiniz için bu konuda özenli davranmanız gerekebilir. Aksi takdirde bir süre sonra tadından rahatsız olarak toz kolajen kullanımını durdurmak zorunda kalabilirsiniz.

Alerji: Toz kolajenin belli durumlarda alerjiye neden olma riski bulunur ancak bu risk kişilere bağlıdır. Eğer balık, deniz ürünleri veya yumurtaya alerjiniz var ise bunlardan elde edilen toz kolajen takviyelerine de alerjiniz olabilir.  Bu durumda sorun yaşamamak için takviyenin içindekiler listesini dikkatli bir şekilde kontrol etmelisiniz. Eğer bu gıdalardan herhangi birine alerjiniz yok ise bu konuda endişe etmeniz gerekmez.

Yan Etkileri: Toz kolajen takviyelerinin yan etkileri minimal düzeydedir. Kolajen güvenli bir takviye olmakla beraber bazı kişilerde hafif de olsa yan etkilere neden olabilir. Bazı raporlar kolajen takviyelerinin hafif düzeyde sindirim ile ilgili rahatsızlıklara ve ağızda kötü tat oluşmasına neden olabileceğini göstermektedir. Eğer sindirim sisteminiz hassas ise ve başka ilaçlar kullanıyor iseniz toz kolajen takviyesi kullanmaya başlamadan önce doktorunuza danışabilirsiniz. Bununla beraber toz kolajen takviyelerinin genel olarak güvenli olduğunu ve yan etkileri görülse bile bunların oldukça hafif düzeyde olduğunu söyleyebiliriz.