Kolajen Nedir?

Kolajen vücudumuzda deriden kemiklere ve eklemlere, kaslardan tendonlara kadar bağ dokusunu oluşturan ana yapısal proteindir. (1) En az bir adet üçlü sarmal fibrilden oluşan kolajen 28 farklı türe sahiptir. (2) Kolajen vücut tarafından sentezlenen bir moleküldür fakat zamanla kolajen üretimi yavaşlar ve üretilen kolajenin kalitesi düşer. Yeterli miktarda sentezlenemeyen kolajen yeni dokuların gelişmesini teşvik edemez. Bu da vücudun tamamında sorunların başlamasına neden olur. Çünkü vücudumuz sürekli olarak yapım ve yıkım içerisindedir ve devamlı olarak hücrelerimiz yenilenir.

Kolajen üretim değerlerimiz ve kolajenin kalitemiz düşük seyrediyorsa bu sorunu iki şekilde çözebiliriz; birincisi sağlıklı beslenerek kolajen içeriği yüksek olan gıdaları tüketebiliriz veya ikinci olarak güvenilir kaynaklardan üretilen kolajen gıda takviyelerini tercih edebiliriz. Böylelikle vücudumuzdaki eksilen kolajeni bu şekilde dengeleyebiliriz. Kullanım kolaylığı ve emiliminin yüksek olması sebebiyle kolajen formlarının yüksek talep görmesi hiç şaşırtıcı değildir.

Kolajen cildimizin yüzde 80′ ini oluşturur ve elastin adı verilen başka bir proteinle çalışır. Bu molekül cildimizin elastikiyetinin belirli bir oranda tutulmasından sorumludur. Daha net bir şekilde ifade edecek olursak, vücudumuzdaki kollajeni “derideki protein ipleri” (3) olarak düşünelim. Gençken ipler gergindir ama biz yaşlandıkça uçları yıpranmaya başlar ve yıpranan ip kopar veya fazla miktarda esner. Bu da örneğin cildimizde derin kırışıklıkların oluşmasına veya cilt dokusunun yavaş yavaş bozulmasına sebep olur.

Üzücü olan nokta şu ki, vücudumuz kaybettiğimiz kolajeni, parçalandığı kadar çabuk yenileyemez. 25 yaşından sonra kolajen yenileme oranında düşüş meydana gelir. Bunun sonucu olarak çevresel faktörlerin de etkisi ile kuru ve cansız görünen bir cilt ortaya çıkar. Bu çevresel faktörlerden güneşe uzun süre maruz kalma, sigara dumanı ve kirlilik de kolajen parçalanmasını hızlandırabilir.

Takviyelerdeki hidrolize kolajen (kolajen peptitler olarak da adlandırılır) farklıdır. Kolajen ile aynı amino asitlerden yapılırlar ancak vücudumuz tarafından daha kolay emilirler. Bunun nedeni , kollajenden çok daha kısa amino asit zincirleri olmaları ve onları kan dolaşımımıza daha kolay emmelerini (yani daha sindirilebilir) kılar.

kolajen nedir

Kolajen işe yarıyor mu?

Bazı araştırmalar, minimum 2-3 ay boyunca kolajen takviyesi almanın cilt elastikiyetini artırdığını, ciltte oluşan selülit oluşumunu en aza indirdiğini (4) ve yaşlanma belirtilerinin (yani kırışıklıkların) iyileştirebileceğini göstermektedir. (5) Cilt dokusunun haricinde zayıflamış kemiklerdeki (6) yoğunluğu artırabileceğini eklem (7), sırt ve diz ağrısını iyileştirebileceğini de göstermiştir.

Araştırmalar sonucu, kolajenin cilt elastikiyetini, kolajen yoğunluğunu ve genel cilt hidrasyonu artırabileceğini destekleyen bir grup insanlarla çalışmalarında bazı veriler buldular.

Eğer kolajen almak ve başarılı bir sonuç almak istiyorsanız emilimi yüksek olan kollajenleri almanızı öneririz. Düzenli kolajen kullanımında cilt elastikiyeti, canlılığı ve hidrasyonu açısından dikkate değer faydalar göreceksiniz. (Genellikle toz ve tablet bazlı takviyeler önerilmektedir.)

We Collagen

Hangi Kolajeni kullanırsak daha fazla yarar sağlarız?

Kolajen kullanmaya başlamadan önce piyasada satılan ürünleri kontrol etmenizde fayda var, çünkü her kolajen aynı sonucu vermeyebilir. Kolajenin faydalarını bir önceki kısımda anlatmıştık, eğer bu faydaları en iyi şekilde görmek istiyorsanız kolajen türevlerinin vücut tarafından hangisinin daha kolay emildiğinin (9) bilinmesinde fayda var. Kolajen çeşitleri başlıca şu konu başlıkları altında toplanabilir; kolajen peptitler, hidrolize kolajen, jelatin ve kolajen tozu. Bu konu başlıkları, temelde aynı şey oluştursa da basitçe farklı molekül ağırlığına sahiptir ve vücutta farklı metabolize olur. Molekül ağırlığı yüksek olan ürün hücre içine giremeyeceğinden hücre kendini yenilemeyez veya belli bir oranda metabolize olur, bu da üründen yeterli kaliteyi göremeyeceğimiz anlamına gelir. Mümkün olduğunca vücut tarafından emilimi kolay kolajen formunu seçmeniz gerekmektedir. Sırayla en yüksek emilim olan kolajenler şu şekildedir;

  1. Hidrolize kolajen peptitleri
  2. Hidrolize kolajen
  3. Kolajen tozu
  4. Jelatin

Emilim, özellikle doğal kolajen gibi devasa bir molekül söz konusu olduğunda oldukça zordur. Daha küçük kolajen çeşitleri bağırsak bariyerimizden daha kolay geçebilir ve kan dolaşımımıza girebilir. (10) Vücut, teorik olarak, en çok onarıma ihtiyaç duyan alanlarda suda rahatlıkla çözünen hidrolize kolajen peptitler ile bu süreç daha hızlı olabilir.

Kolajenler şu formlarda alınabilir kapsül, krem, sıvı veya toz olarak. Ayrıca smoothie, kahve ve suya katarak da tüketebilirsiniz. Kullanım kolaylığı sebebiyle kapsül formlarını seçebilirsiniz. Sıvı formdaki kolajen ürünlerinde uzun süreli saklama ve güneş ışığına maruz kalma durumlarında kolayca bozulma görülebilmektedir.

C Vitamini Açısından Zengin Besinler Tüketmelisiniz

Kolajeninizi vücudunuzda daha fazla kolajen üretimini sağlaması için günlük olarak C vitamini tüketmelisiniz. (8) Çünkü kolajen sentezinde vücut C vitaminine ihtiyaç duyar. Araştırmalar, derideki fibroblastların, kolajen sentezlenmesi ve elastin dengesinin düzenlenmesi için C vitamini takviyesai ile oldukça iyi sonuçlar elde etmiştir. (11) Bunun için C vitamini değerleri yüksek olan gıdalara yönelmelisiniz. Bunlar brüksel lahanası, ıspanak ve brokoli gibi hafif pişmiş sebzelerin yanı sıra taze meyveler olabilir.

Diyetinizde daha fazla C vitamini almanın kolay bir yolu var. WeCollagen, hidrolize balık kolajeninin ve multivitamin desteğinin yanı sıra günlük C vitamini ihtiyacınızı da karşılar. Yetişkinler için önerilen günlük miktar günde 120-200 mg arası değişmektedir ve üst sınır günde 2.000 mg’dır. WeCollagen, 3 tablette 180 mg C vitamini içerir. Aynı zamanda içerdiği Hyaluronik Asit ile cilt nemini arttırır. Hyaluronik asidin kuru cilde sahip hastalar için tedavi edici sonuçlar verdiği araştırmalarca ispatlanmıştır. (12)

WeCollagen içeriğine buradan ulaşabilirsiniz…

Öyleyse, kolajen denemeli misiniz?

Şu önemli bir husustur ki, kolajen denilince akla hemen cilt dokusu üzerindeki olumlu etkileri gelmektedir, ancak kolajen sadece cilt dokusunu yenilemekle (13) kalmaz aynı zaman da vücutta bağ doku, kas, kemik ve kıkırdak gibi diğer dokuları da yeniler. Bunları zaten diğer yazılarımızda belirtmiştik. Kolajen kullanırken aklımızda bulundurmamız gereken temel hususlara ise şimdi değineceğiz.

Kolajenin işe yaramasını ve uzun süreler aynı etkiyi göstermesini istiyorsanız yaşınıza, çevresel faktörlerden etkileniminize ve genetik özelliklerinize bağlı olarak belirli bir süre devamlı veya aralıklı olarak kullanmanız gerekiyor. Örneğin henüz 20’li yaşlarda iseniz ve kolajen üretiminiz normale yakın seviyelerde ise destek olarak 1 ay ara ile bir aylık iki kür uygulamanız yeterli olacaktır. Ancak zamanla vücut yeterince kolajen üretemediği için cilt doğal gerginliğini kaybeder ve ilk hasarlar görülür. Buna ultraviyole ışınlar, sağlıksız beslenme gibi çevresel faktörler eklendiğinde, ciltteki kolajen kaybı çoğalır ve ‘yaşlanma’ hız kazanır. Böyle durumlarda 2 veya 3 aylık düzenli kullanım sonrasında birer ay arayla aylık kürler olarak kullanıma devam edilebilir. Kullanım süresi kolajen seviyelerinize bağlı olarak doktorunuzun önerisiyle farklılık gösterebilir.

WeCollagen, içerdiği biyoaktif hidrolize kolajen peptitleri sayesinde cilt metabolizmasını uyararak hücrelerin yeni kolajen üretimini teşvik eder. Sadece dört hafta sonra daha sıkılaşmış, daha canlı ve pürüzsüz bir cilt görülebilir. İyileştirilmiş bir cilt yapısının yanı sıra olumlu diğer etkilerinin arasında yeni selülit oluşmaması, tırnak ve saçların daha az kırılması ve daha hızlı büyümesi de gösteriliyor.

Bununla birlikte, NYU Tıp Fakültesi’nde bir klinik dermatoloji profesörü olan Dr. Robert Anolik, kolajen tüketmekle ilgili en büyük yanılgılardan birinin, kolajen kullanımın, bunun sadece doğrudan cildinize gideceği düşüncesi olduğunu söylüyor. Kolajenin cilt sağlığına olan etkileri günümüzde birçok insan tarafından biliniyor, ancak unutmamamız gereken nokta şu ki, kolajen vücudun neredeyse her noktasında yenileyici ve onarıcı olarak kullanılıyor. Bu nedenle kolajenin bir güzellik iksiri olmasının yanı sıra, genel bir vücut desteği sağladığını da belirtmekte fayda var.

Peki kolajen nelerden elde edilir?

Hâlihazırda tükettiğimiz gıdaları göz önünde bulundurduğumuzda kolajen en yüksek oranda sığır ve deniz ürünlerinde bulunmaktadır. Bu hayvansal kaynakların en yoğun kolajen bulundurduğu kısımları ise kemikler ve deridir. Ancak bu parçaları tüketmemiz genellikle mümkün olmuyor. Peki yeterli miktarda kolajeni nasıl alabiliriz? Bunu şu iki yolla yapabiliriz;

Birincisi, bu gıdaların et ve kemik sularını hazırlayarak kollajen açısından zengin seçenekler oluşturabiliriz. Bu şekilde belli bir miktar kolajen almak mümkün, ama şunu göz ardı edemeyiz ki, et ve kemik suyundaki kolajen formu hidrolize kolajen peptitlerinde olduğu gibi küçük molekül ağırlığına sahip değildir ve vücuda emilimi nispeten zordur. Bir diğer husus da bu gıdaların içerisindeki yağ oranları düzenli olarak tüketildiğinde kilo problemleri oluşturabilir ve kolestrol seviyesinde artışa sebep olabilir. Bu yan etkilerden kaçınmak için bitkisel kolajen kaynaklarına yönlenebilirsiniz, fakat bu gıdaların içerdiği kolajen miktarı et ürünlerine göre daha azdır.

İkinci olarak iyi haber şu ki, önerilen kolajen dozlarını deniz ürünlerinden ve sığır, tavuk gibi kaynaklardan elde edilen kolajen formlarını kullanarak alabilir ve çok daha iyi sonuçlar elde edebilirsiniz. Yani bu senin seçimin, biz sadece senin için gerçekleri bildiriyoruz.

Kaynakça

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2846778/
https://cshperspectives.cshlp.org/content/3/1/a004978.full.pdf+html
https://onlinelibrary.wiley.com/doi/full/10.1111/jocd.12174
https://www.liebertpub.com/doi/full/10.1089/jmf.2015.0022
https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/24401291/
https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/29337906/
https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/22500661/
https://ods.od.nih.gov/factsheets/VitaminC-HealthProfessional/
https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/28914450/
https://pubs.acs.org/doi/full/10.1021/acs.jafc.6b05679
https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/23228664/
https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/25014997/