Kıkırdak Nedir?

Kemiklerin birbirlerine bakan kısımlarında parlak beyaz bir yapı bulunur, bu yapılara kıkırdak adı verilir ve eklemleri meydana getirir. En önemli görevi vücudun yükünü taşımak olan bu yapılar eklemlerin birbiri üzerindeki kayganlığını da sağlarlar. Eklem kıkırdağı ortalama 2 ila 4 mm kalınlığında kansız, sinirsiz yapıda olduğundan iyileşme kapasitesi de çok sınırlıdır ve oluşan bir problem de kendi kendine düzelmesi çok zordur. Burun, gırtlak ve kulakta bulunan kıkırdak kısımlar, yetişkin ve gelişmiş bir insanın vücudunda bulunan kıkırdaklardır.

Kıkırdak, vücutta bulunan bir tür bağ dokusudur. Bir embriyo geliştiğinde, önce kıkırdak oluşur daha sonra kemikler meydana gelir. Bazı kıkırdaklar kalır ve özellikle eklemleri kaplamak için vücutta dağılır. Kıkırdak ayrıca dış kulağın çoğunu oluşturur.

Kıkırdağın yapısının %85′ i sudur, yaşlandıkça bu oran %70’e kadar düşer. Kıkırdak dokusundaki hücreler, lif (kollajen, elastik ve retiküler lifler) ve temel maddelerden (hücrelerarası amorf maddeler; GAG, glikoproteinler, su) meydana gelmiştir. Lif ve hücrelerarası amorf maddenin oluşturduğu yapıya matriks veya ekstrasellüler matriks adı verilir.

Eklem kıkırdağında üç hücre tipi vardır. Bunlar kondrojenik hücre, kondroblast ve kondrosittir. Kondrojenik hücre tipi mezenkimal yapıdadır, yani kök hücre davranışı sergiler. Daha sonra kondroblast veya osteojenik hücrelere (kemikleşmeyi sağlayan hücrelere) farklılaşabilirler. Kondroblast ise genç kondrosit olarak da adlandırılan protein sentezleyen hücre organelleri bulundurur. Kondrositler ise kondroblasttan büyük olgun kıkırdak hücrelerdir. Tip ll kolajen, proteoglikan ve kondronektin sentezlerler. Ayrıca lakun adı verilen ekstrasüllüler matriksteki küçük boşlukların içerisinde bulunmaktadır, bu yapı ise su içeriği bakımından zengindir.
kıkırdak nedir

Farklı Kıkırdak Türleri Nelerdir?

Vücutta üç tip kıkırdak vardır. Bunlar hiyalin kıkırdak, fibröz kıkırdak ve elastik kıkırdaktır.

Elastik Kıkırdak:

Temel maddesinde tip ll kollajen iplikler ve elastik iplikler bulunur. Basınçlara karşı fazla dirençli olmayıp, bükülebilme özelliğine sahiptir. Elastik kıkırdak kulakta ve boğazda bulunmasının yanı sıra burun ve trakea kısımlarında da bulunur. Bu kıkırdak, dış kulak gibi organlara ve vücut yapılarına güç ve esneklik sağlamaya yarar.

Fibröz Kıkırdak:

Yapısında Tip l kolajen ve şekilsiz temel madde bulunur. Şekilsiz temel maddeyi kondroitin sülfat, dermatan sülfat oluşturur. İntervertebral diskte, bazı eklem kıkırdaklarında, simfizis pubisde, ligament ve tendoların uçlarında bulunurlar. Basınca karşı oldukça dayanıklıdır. Fibro kıkırdak, menisküs ve omurga kemiklerinin arasındaki disklerde bulunur. Dizdeki eklemlerde sürtünmeyi azaltmak için çok önemlidir. Kalın kollajen lif tabakalarına sahiptir doktorlar bu üç kıkırdak tipinin en dayanıklısı olarak görmektedir.

Hiyalin Kıkırdak:

Hiyalin kıkırdak, vücuttaki kıkırdak oranın büyük bir kısmını oluşturur. Bu kıkırdak tipi gırtlak, burun, kaburga ve trakeada bulunur. Üst eklemler gibi kemikli yüzeylerin birbirine sürtünmemesi ve kemiği korumak için çok ince bir kıkırdak tabakası olarak da eklemlerde yine hiyalin kıkırdak yer alır. Bu nedenle hiyalin kıkırdakı eklem kıkırdağı olarak da bilinir. Basınca karşı oldukça direnç gösterir. Bünyesinde tip II kolajen barındırır. Tip II kolajen ve proteoglikanların sayesinde su moleküllerini bağlar ve kıkırdak yapı esneklik kazanır.

Hiyalin terimi, camsı anlamına gelen Yunanca “hyalos” kelimesinden gelir. Hiyalin kıkırdak mikroskop altında hafif camsı görünür. Bu kıkırdak tipi, ona güç vermeye yardımcı olan birçok ince kolajen lifine sahiptir. Bununla birlikte, hiyalin kıkırdak, üç kıkırdak tipinin en zayıfı olarak kabul edilir.

Kıkırdak Nasıl Hasar Görebilir?

Eklem kıkırdağı çeşitli sebeplerden ötürü hasara maruz kalabilir. Örneğin kıkırdak yıllar içinde aşınarak yapısında incelmeler meydana gelebilir ve bunun sonucunda yumuşayıp parçalanarak altındaki kemik ortaya çıkabilir. Halk arasında “kireçlenme” olarak bilinen bu duruma osteoartrit veya artroz adı verilir ve yaşla birlikte ortaya çıkan aşınma ve eskimenin sonucudur.

Oluşan bu yaygın aşınmanın önüne geçebilmek için önce iyi beslenmenin sağlanması, spor aktivitelerinin dikkatli bir şekilde yapılması ve günlük yaşantıda hareketlerin ani ve yıpratıcı olmaması gereklidir. (Buna doğru pozisyonda oturma, yerden bir objeyi alırken omurganın eğilmemesine dikkat ederek eklemlerin yavaşça kırarak almak gibi örnekler verilebilir.) Eğer genel anlamda bu hususlara dikkat edilmezse rahatsızlık ilaç ve ameliyat uygulamalarına kadar ilerleyebilir. Osteoartrit için günümüzde bilinen ve kıkırdağı tamamen yenileyen bir tedavi yöntemi yoktur. Sadece düzelmesini teşvik edecek ve ağrıyı en aza indirecek yöntemler vardır.

Buna karşın genç bireylerde, özellikle spor sırasında alınan darbelere veya ters bir harekete bağlı eklem kıkırdağında bölgesel hasarlar meydana gelebilir. Bu gibi durumlarda eklem kıkırdağının sadece bir bölümü hasarlı olduğu ve geri kalanı sağlam olduğu için kıkırdak yenileyici tedaviler yapılabilir.

Genel olarak kıkırdak bir yaralanma sonrasında veya zamanla yıpranan dejenerasyon nedeniyle hasar görebilir. Kıkırdak dejenerasyonu ile ilgili yaygın koşullardan bazıları şunlardır:

Patellofemoral Sorunlar (Chondromalacia patella)

Diz problemleri deyince akla menüsküs ve bağ yaralanmaları akla gelse de en sık görülen patellofemoral ekleme ait yakınmalardır. Patella denilen diz kapağının aşırı ve yoğun kullanımı, kıkırdak dokunun aşınarak diz ekleminde ağrı, güçsüzlük ve şişkinlik oluşmasına sebebiyet vermektedir. Bu durum tüm yaş gruplarında özellikle sporcularda görülmektedir. Diz kıkırdak aşınması hakkında detaylı bilgi için tıklayın..

Patella diz kapağı kemiğidir ve üzerinde onu diğer kemikten koruyan hiyalin kıkırdak bulunur. Bu kıkırdak vücudun en kalın kıkırdağı olarak bilinir. Patella ve uyluk arasındaki ekleme patellofemoral eklem adı verilir. Dizin ön tarafındaki ağrının en sık görülen sebebi patellofemoral eklem problemleridir. Patellofemoral eklem problemlerinin başında kondromalazi patella gelir. Kondromalazi patella diz kapağı kemiğinin arkasındaki kıkırdağın yumuşamasından dolayı oluşur, bu da sadece patellayı değil tüm patellofemoral eklemi etkilemektedir.

Kostokondrit (Costochondritis)

Kostokodrit göğüs kafesindeki kıkırdağın iltihaplanmasıdır. (1) Genellikle üst kaburgaların göğüs kemiğine veya sternum’a bağlandığı kıkırdağı veya kostosternal eklem olarak bilinen alanı etkilemektedir. Kostokondritin neden olduğu göğüs ağrısı hafif veya şiddetli arasında değişmektedir. Hafif ağrı hissinde göğüse dokunma sonrasındaki hafif ağrılar veya şiddetli ağrılar ise ortadan kalkmayan göğüs ağrılarıdır, bu durum genellikle birkaç hafta içinde geçer ancak bazı vakalar tedavi gerektirebilir.

Kostokondritli insanlar genellikle göğüs kemiğinin her iki tarafında üst ve orta kaburga bölgesinde göğüs ağrısı yaşarlar. Ağrı sırta veya karına yayılabilir. Ani hareket ederseniz, vücudunuzu gererseniz veya derin nefes alırsanız daha da kötüleşebilir. Bu ağrılar kalp krizi ile karıştırılabilir, bu yüzden doğru teşhis için geç olmadan doktorunuza danışınız.

Kostokondrit kadınlarda ve 40 yaşını geçmiş bireylerde daha sık görülmektedir. Günlük hayatta şu maddeleri çok sık yapıyorsanız siz de risk altında olabilirsiniz; çok fazla hareket edebilecek aktivitelerde olmak, iş yükünün çok olduğu hizmet sektöründe çalışmak veya sıklıkla tahriş edici maddelere maruz kalmaya bağlı olarak alerjik reaksiyonlar görmek.

Kaymış (Fıtıklaşmış) Disk

Omurga birbiri üzerinde dizili olan kemiklerden oluşur bu küçük kemiklerin her birine disk denmektedir. Diskinin içindeki jel benzeri malzemeye kıkırdak denir ve disklerin birbirine sürtünmesini ve kemiklerin aşınmasını önler. Bu kıkırdak bazı sebeplerden dolayı dışarı çıkar. Çıktığı zaman, bu hastalık fıtıklaşmış veya kaymış bir disk (2) olarak adlandırılır. Omurga karmaşık bir sinir ve kan damar ağıdır, bu nedenle oluşan fıtık ciddi ağrılara ve rahatsızlığa sebep olur. Kaymış olan disk omurilik sinirlerinizden birini sıkıştırırsa etkilenen sinir boyunca uyuşma ve ağrı gözlemlenir. Diğer semptomlar ise; kollara ve bacaklara uzanan ağrı, geceleri ve belirli hareketler ile kötüleşen ağrı, ayakta veya oturduktan sonra kötüleşen ağrı ve etkilenen bölgede karıncalanma ve ağrıyan yerde yanma hissi olarak gözlenebilir.

Disklerin fıtıklaşması veya kayması ne gibi sebeplerden dolayı oluşur sorusuna ise eğer omuriliğin etrafındaki kas ve kıkırdak dokuda zayıflama veya yırtılma gözlemlenirse fıtıklaşma görülebilir şeklinde cevap verebiliriz. Zayıflayan kas zamanla kemiklere ve eklemlere baskı yapar ve kıkırdağın fıtıklaşmasına veya omurgadaki diskin yerinden oynamasına sebep olur. Bunun sonucu oluşan yapı sinirlere baskı yapar. Baskı sonucu ağrı ve rahatsızlık hissi gözlemlenir. Aynı zamanda bir nesneyi kaldırmak için yapılan ani bir hareket de diski yerinden kaydırabilir. Çok büyük ve ağır bir nesnenin kaldırılması, alt sırt üzerinde büyük bir yük oluşturarak disk kaymasına neden olabilir. Fazla kilolu bireylerde disklerin ek ağırlığı da taşıması gerektiği için disk kayması riski daha fazladır. Zayıf kaslar ve hareketsiz bir yaşam tarzı da kaymış bir diskin gelişimine katkıda bulunabilir. Yaşın ilerlemesi ile oluşan deformasyonlar da disklerin yerinden kaymasına sebep olur, bunun sebebi yaş ilerledikçe eklemler arasındaki sıvı miktarının azalmasıdır. Sıvının azalması kemiklerin birbirine sürtünmesine ve bireyin ağrı hissetmesine yol açmaktadır.

Bu yüzden daha iyi bir hayat standardı için beslenmeye azami ölçüde dikkat edilmeli ve eğer alınan besin öğeleri yeterli olmuyorsa dışarıdan gıda takviyeleri ile vücut desteklenmelidir. Bununla birlikte kilo kontrolü sağlanmalı, ani hareketlerden kaçınılmalı ve fiziksel aktive yaparken dikkat edilmelidir.

Kıkırdak Kendini Onarabilir Mi?

Kıkırdak vücudun sağlıklı işlevinde çok önemli bir role sahip olmasına rağmen birçok dokudan farklı olarak bir dezavantaja sahiptir. Kondrositler olarak bilinen kıkırdak hücreleri hasara uğradığında kendi kendine çoğalamaz veya kendini onaramaz, bu da hasarlı kıkırdak dokunun takviye gıdalar veya ameliyat teknikleri olmadan tedavi edilemeyeceği manasına gelir. Yapılan araştırmalar glukozamin ve kolajen takviyelerinin kıkırdak hasarlarının tedavisinde en etkili yöntem olduğunu belirtmektedir. Bununla birlikte yapılan tıbbi çalışmalarda da yeni kıkırdak dokunun gelişmesi için uyaran bazı yöntemler bulunmuştur. Bu teknikler genellikle eklem kıkırdağı için kullanılmaktadır. Bazı yöntemler örnek olarak verilebilir.

biomet ürünleri

Aşınma Artroplastisi

Bu prosedür, kıkırdak onarımını ve büyümesini uyarmak için hasarlı kıkırdağın altında küçük delikler oluşturmak için çapak adı verilen özel bir yüksek hızlı aletin kullanılmasını içerir.

Otolog Kondrosit İmplantasyonu

Otolog kondrosit implantasyonun (3) ilk basamağı eklemin artroskopik muayenesi ve üretilmek üzere kıkırdak doku alınarak laboratuvara gönderilmesidir. Kıkırdağın derin katmanlardan alınmasına özen gösterilir çünkü en fazla kondrosit buralarda yerleşmektedir. Dokular %0.9’luk NaCl içerisinde oda sıcaklığında laboratuvara gönderilir. Birçok hücre kültürü laboratuvarı hücre beslemek için otolog serum kullanmaktadır. Otolog serum elde etmek için hastadan ameliyat öncesi 9 ml’lik 10 adet tüpe kan alınır. Kıkırdak sağlam dokudan alınmalıdır. Ayrılan hücreler hücre kültürü yöntemleri kullanılarak üretilir. Üretmek üzere alınan miligram kıkırdak başına düşen kondrosit sayısı yaşla değişmemektedir. Kültür sırasında hastanın kendinden alınan serum kullanılabilir. Periostun kambiyum tabakası (kemiğin enine büyümesini sağlayan yapı) pluripotenttir (yani vücuttaki tüm hücrelere dönüşebilen kök hücrelerdir) ve hiyalin kıkırdağa dönüşebilir. Kültür ortamında geliştirilen hücreler alınarak kıkırdağın eksik olan bölgelerine doldurulur.

Mikrokırık

Genel olarak kıkırdak bozulmalarının olduğu 2.5 cm’ den küçük olduğu bölgelerde mikrokırık (kemik iliğini uyarıcı yöntem) yöntemi kullanılmaktadır. Artroskopik olarak (eklemlerin içlerini görüntülü muayene ederek) uygulanan mikrokırık yönteminde kemik iliği uyarımı ile hasarlı bölgede toplanan pıhtı içerisindeki büyüme faktörleri ve kök hücreleri yardımı ile kıkırdak oluşumu amaçlanır.

Kıkırdak Nakli

Kıkırdak nakil edilmesi süreci, kıkırdağın yüksek derecede hasar görmesi ile ve başka işlemlerle tedavi edilememesi durumlarında başlayan nakil işlemleridir. Yapılması istenen bu tedavi uygulamalarında hasar gören kıkırdak ve başka işlemler ile tedavisi mümkün değilse donörden nakil alınarak kıkırdağın iyileştirilmesi istenmektedir. Bu yöntem ile eskisinden daha iyi bir kıkırdak yapısı elde edilecektir.

Osteokondral Otogreft Nakli (Mozaikplasti)

Hasar gören eklem kıkırdağı bölgesine, aynı eklemin yük taşımayan ve baskı uygulanmayan bölgesinden silindirik kıkırdak parça çıkarılır ve tekrar kıkırdak altı kemik dokunun nakledilmesi yöntemine dayanmaktadır. Alınan silindirik kıkırdak parçaları değişik çap ve sayıda olabilir ve başta diz olmak üzere hemen hemen tüm eklemlere uygulanabilir. Ameliyat sonrası hastanın koltuk değneğiyle ayakucu ile basmasına izin verilir ve 6 haftaya kadar yük verme yani basma kademeli olarak arttırılır. Başta hafif egzersizlerle başlanır ve sonrasında egzersiz dereceleri arttırılarak hastanın yeterli kas gücüne ulaşması sağlanır. Bu yöntem hastalara açık cerrahi yöntem ya da Artroskopik cerrahi yöntemiyle uygulanabilir. Artroskopik yöntem, hastaya daha az zarar verdiğinden, iyileşme ve günlük hayata geri dönüş süresini kısalttığından ve daha az ameliyat sonrası sorunlara neden olduğundan daha çok tercih edilmektedir

Osteokondral Allograft Nakli

Bu prosedür açık ameliyat şeklinde yapılmaktadır. Kıkırdak hasarının otogreft yani kişinin kendi dokusu ile doldurulamayacak kadar büyük olduğu durumlarda allogreft yöntem tercih edilir. Bu yöntem kadavradan alınarak çeşitli işlemlerden geçirilir ve laboratuvar ortamında steril edilerek hazırlanan doku ameliyat ile kişiye nakledilir. Allogreftler genellikle bir otogreftten daha büyük yaralanma alanlarını tedavi edebilir.

Kıkırdak Ağrısına Ne İyi Gelir?

Aşırı hareket, çok az kilo ve ağırlığın bir tarafa yüklenmesi gibi sebeplerle meydana gelen eklem ağrıları, yaşlılarda olduğu gibi genç yaşlarda bulunan kişilerde de görülmektedir. Rahatsızlık başında fark edilirse spor ve egzersizler yapılarak düzeltilebilmektedir.

Eklemleri etkileyen hastalıklar artrit ve artroz olmak üzere iki tipte görülmektedir. Artrit iltihaplı eklem rahatsızlıkları için kullanılmaktadır. En yaygın şekli ise romatoid artrit olmaktadır. Kısacası, Kıkırdak ağrısına ne iyi gelir sorusuna cevap vermeden önce ağrıya neden olan sorunun net olarak ortaya çıkarılması gerekir tespiti yapılabilir.

Genel olarak düşünülürse, bilinçli egzersiz hastalıkların seyrini yavaşlatmaktadır. Eklem kıkırdağına olan baskı damarları olmayan kıkırdak dokusunun besin almasına olanak sağlamaktadır. Temposu basıncı aynı kalan hareketler eklemlere ve eklem metabolizmasına yarar sağlamaktadır.

Besin takviyesi olan glukozamin, kıkırdak vb. dokuların sentezlenmesinde kullanılan protein ve yağların üretilmesini sağlamaktadır. Bu yönüyle genel eklem ve kıkırdak sağlığını koruyan glukozamin kondroitin, eklem sıvısının yağlanmasına, kıvam kazanmasına da yardımcı olmaktadır. Yani kıkırdak, eklem ve kemik ağrıları çeken kişilerin hareketlerinin kolaylaşmasını, ağrılarının azalmasını sağlamaktadır.

Kaynakça

  1. https://www.healthline.com/health/costochondritis#complications
  2. https://www.healthline.com/health/herniated-disk#diagnosis
  3. http://dergi.totbid.org.tr/files/9_3/04.CengizYilmaz.pdf